Türk İmalat Sanayiinin Krize Giriş ve Çıkış Süreçlerinin Bir Karşılaştırması: 1994, 2001-2002 ve 2008-2009

TÜİK bugün Kasım 2013 dönemi sanayi üretim endeksi verilerini açıkladı. İlgili verilerin yayınlandığı bültene buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Türk sanayisinin belkemiğini oluşturan imalat sanayii 1994, 2001-2002 ve 2008-2009 finansal krizleri sırasında ciddi üretim düşüşleri yaşamıştı:

TUIK-ImalatSanayiiUretimEndeksi19832013

TÜİK’in yayınladığı bu (mevsimsellikten arındırılmamış) imalat sanayii üretim endeksine göre, imalat sanayii, sırasıyla Mayıs 1994, Şubat 2002 ve Şubat 2009 aylarında üç kriz döneminde kendi “dip” noktalarına ulaştı. Aşağıdaki şekilde, bu üç dip noktasından çıkış süreçlerinin bir karşılaştırmasını görüyorsunuz:

TUIK-ImalatSanayiiUretimArtisi-3donem

Kriz dönemlerinde imalat sanayii üretim endeksinin ulaştığı dip noktaları sonrasındaki toparlanma süreçlerinin farklılığı bu grafikte açıkça görülmektedir. 2001-2002 krizinden sonraki toparlanma süreci 69 ay kadar (Şubat 2002 – Kasım 2007) sürmüş ve ardından hızlı bir kötüleşme dönemine girilmiştir. 1994 krizindeki çıkış süreci ise 41 ayla (Mayıs 1994 – Ekim 1997) sınırlı kalmış, daha sonra imalat sanayii ağır ağır 2001-2002 krizine doğru sürüklenmeye başlamıştır. Son olarak, Türk imalat sanayii, üretim itibariyle Şubat 2009’da düştüğü dip noktadan 32 ay boyunca (Şubat 2009 – Ekim 2011) hızla uzaklaşmış, ama ardından Temmuz 2013’e dek süren bir duraklama dönemi yaşamıştır.

Söz konusu üç krizin dip noktaları öncesinde imalat sanayii endeksinin son 24’er aylık üretim gelişmeleri aşağıdaki üç şekil ile özetlenmiştir:

TUIK-ImalatSanayiiUretimEndeksi-1994-24ay TUIK-ImalatSanayiiUretimEndeksi-20012002-24ay TUIK-ImalatSanayiiUretimEndeksi-20082009-24ay

Bu üç kriz öncesi dönemi, aralarındaki farklılıkları biraz daha net ayırdedebilmek için, aşağıdaki şekildeki gibi tek grafik üzerinde de karşılaştırabiliriz:

TUIK-ImalatSanayiiUretimEndeksi-1994-20012002-20082009-24ay

Yukarıdaki son dört şekilden görüldüğü kadarıyla, Türk imalat sanayii, 1994 finansal krizindeki hızlı kur artışı ile birlikte beş-altı ay içinde (Aralık 1993 – Mayıs 1994) ciddi bir krize girmiştir. Doktora öğrenimimi tamamlamakta olduğum 1993 yılı sonbahar-kış aylarında, özellikle Eylül ayından itibaren çeşitli iktisatçıların yaklaşmakta olan bir döviz kuru krizi konusunda uyarılar yapmakta olduğunu iyi hatırlıyorum. Ancak, bu uyarılara rağmen, yaklaşan döviz kuru ve (onu takip edecek) reel sektör sorunları zamanında müdahaleler ile önlenememişti.

2001-2002 krizinin tohumları ise, 2000-2002 ekonomik istikrar ve yeniden yapılandırma programının içinde gizliydi. Kasım 2000’de bankacılık sektöründe başlayan kırılganlık artışı Şubat 2001’de sert bir döviz kuru kriziyle devam edip aslında (yukarıdaki şekile bakılırsa) Kasım 2000’den itibaren reel sektörü de içine çekmiş gözüküyor. İmalat sanayii, bu kriz sürecindeki Nisan – Eylül 2001 döneminde geçici bir toparlanma göstermiş olsa da, daha sonra Şubat 2002’ye dek devam edecek hızlı bir üretim düşüşü ile karşı karşıya kaldı.

Kasım 2002’deki genel seçimlerle iktidara gelen ve bugüne dek (oylarını artırarak) iktidarda kalmayı başaran AK Parti döneminde, imalat sanayii üretiminde Kasım 2007’ye dek sürecek bir genel artış süreci yaşandı. Fakat belki de o dönemin sertleşen siyasi ortamının da etkisiyle AK Parti hükumetinin ekonomiden uzaklaşan dikkati ve (yapılmasının zorunluluğu iktisatçılarca o dönemde sıkça vurgulanan) yapısal reformların (2005’ten itibaren) geciktirilmesi sonucunda üretimde yeniden gerilemeler gözlemlenmeye başladı. 2008 yılı Mayıs ayında başlayan ve aynı yılın Eylül ayından itibaren (ABD’de 2006-2007 yıllarında filizlenip Mayıs – Eylül 2008’de giderek küreselleşen finansal-ekonomik krizin de etkisiyle) hızla keskinleşen imalat sanayii üretim düşüşleri, Şubat 2009’da TÜİK’in üretim edeksini yeni bir dip noktaya ulaştırdı. Sonuçta, bu reel sektör krizi, önceki iki krizdekinden çok daha büyük bir üretim kaybına yol açmış oldu.

Türkiye 2013 yılı Mayıs ayından bu yana bir yandan (tıpkı 2007 yılında olduğu gibi, ama ondan çok daha ağır) ciddi siyasi-toplumsal gerilimler yaşıyor, ama diğer yandan da küresel ekonomiden kaynaklanan (ve 2014’te de sürmesi beklenen) istikrarsızlıkların muhtemel olumsuz etkilerine karşı hazırlıklar yapmak zorunda. Ne yazık ki, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 19 Eylül 2013’te yabancı basına yaptığı bir açıklamada belirttiğinin aksine, hükumet aradan geçen dört aylık süreye rağmen bu yönde ciddi-somut ve yeterli adımlar atmış değil. 17 Aralık 2013’ten bu yana Türkiye’de yaşanmakta olan siyasi gerilim ve yasama-yürütme-yargı-emniyet kurumları arasındaki sert sürtüşmeler, hükumetin dikkatini bir kez daha ekonomiden çok uzaklara çekmiş gözüküyor. Üstelik 2014-2015 yılları, 30 Mart 2014’ten itibaren yapılacak çeşitli siyasi seçimler nedeniyle zaten reformlar gibi köklü değişiklik kararlarının alınması için uygun bir dönem arz etmiyor. Dolayısıyla, Ekim 2011’den bu yana yeterince iyi (en azından önceki 32 aydakine göre daha olumlu) sinyaller vermeyen imalat sanayii üretiminde (mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış seri itibariyle) Kasım 2013’te görülen aylık % 3.6, önceki yılın aynı ayına göre ise % 5.6 büyüklüğündeki artışlar, “acaba 2014-2017 yılları için imalat sanayii üretimi artışları açısından (artık) daha ümitli olabilir miyiz?” sorusunu akla getiriyor:

TUIK-ImalatSanayiiUretimEndeksi-201110-201311

Yeni finansal kriz beklentilerinin (haklı veya haksız) iyice arttığı ve ilgili tartışmaların tümüyle hararetlendiği bu sıcak günlerde, biraz geride kalmış gibi gözükse de gerçekte ekonomik sorunlar da Türkiye vatandaşları için en az siyasi sorunlar kadar hayati önem taşıyor. Soru(n)larımızın cevabını ve kuşkularımızın yerinde olup olmadığını, içinde yaşadığımız sıcak gelişmelerin devamında çok yakında göreceğiz. Bu konuda, 30 Mart 2014 yerel seçimleri, önemli bir eşik noktası oluşturabilir.

 

İlk Yayınlanma Tarihi: 2014.01.08, 19:07
Son Güncellenme Tarihi: 2014.01.08, 22:26

Print Friendly

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *