Türkiye’deki Güncel “Net Hata ve Noksan” Tartışmaları Ortamında Yüksek Cari Açıkların Unutulmaması Gereken Önemi, 1950-2013

Temmuz ve Ağustos 2013 aylarına ilişkin ödemeler dengesi istatistikleri Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklandığında yüksek (pozitif) net hata ve noksan tutarları büyük dikkat çekti ve konu, geçmişteki benzer durumlarda (aşırı yüksek pozitif veya negatif net hata ve noksan tutarı açıklanması durumlarında) olduğu gibi ekonomi medyasında ve sosyal medyada enine boyuna incelenip tartışıldı. Tartışma ve yorumlarda, “kaynağı belli olmayan” bu paranın bazı illegal uluslararası işlemler veya istatistikî açıdan şüpheli kayıtlarla ilgili olabileceğini iddia edenler olduğu gibi, net hata ve noksan (NHN) verilerinin çok yüksek pozitif veya negatif değerlerde olmasının aslında herhangi bir kuşku veya tedirginlik yaratacak bir olay olmadığını, bunun akım büyüklüklerin kaydedildiği ödemeler dengesinin muhasebe sisteminin olağan bir sonucu olduğunu dile getirenler de oldu. Bu arada, NHN değerlerindeki dikkat çekici yüksek denge değerlerinin kısmen varlık barışı düzenlemesine veya genelde Türkiye’de turizm istatistiklerinin (yakın tarihte yapılmış olan yöntem değişikliklerine rağmen) bir türlü doğru derlenememesine bağlayanlar da vardı. Bu ve diğer açıklama çabalarının bazılarını, “Türkiye’deki ‘Net Hata ve Noksan’ Tartışmaları: Yeni Şişede Eski Şarap?” başlıklı kısa günlük iletimde bulabilirsiniz.

Öte yandan, TCMB, 2013 yılının ilk üç ayıyla ilgili olarak 2 Temmuz 2013’te yayınlanan Ödemeler Dengesi Raporu’nda (s. 25, Kutu 3: “Net Hata ve Noksan Kalemindeki Çıkış Yönlü Hareket”) ilk çeyrekteki çıkış yönlü (Temmuz ve Ağustos 2013’tekine göre ters işaretli, yani negatif) NHN tutarlarıyla iligili bir açıklama çabası sunmuş, fakat 2 Ekim 2013’te yayınlanan, 2013’ün ilk altı ayındaki ödemeler dengesi gelişmelerinin incelendiği periyodik Ödemeler Dengesi Raporu’nda, doğal olarak henüz Temmuz-Ağustos 2013 dönemindeki aşırı yüksek NHN değerleri için bir değerlendirme yapmamıştır. Temmuz-Ağustos 2013’e ait NHN istatistikleri ile ilgili TCMB tahmin ve açıklamasının, 2 Ocak 2014’te yayınlanacak olan 2013 yılı 3. çeyreğine ilişkin Ödemeler Dengesi Raporu’nda (muhtemel link) mutlaka yer alacağını tahmin edebiliriz.

Türkiye’nin Ocak 1992 – Ağustos 2013 dönemine ait nominal NHN istatistikleri (i) aylık tutarlar, (ii) son 12’şer aylık toplamlar ve (iii) son 12 ay ortalamaları olarak Şekil 1’de gösterilmiştir:

NHN_Sekil-1_Aykut-Kibritcioglu

Şekil 2’de ise, aynı aylık NHN tutarları, Ocak 1992’den bu yana hesaplanan kümülatif (birikimli) NHN değerleri ile kıyaslanmıştır:

NHN_Sekil-2_Aykut-Kibritcioglu

1992’den bu yana hesaplanan kümülatif değerlerdeki büyük artış, Mart 2012’de zirveye ulaşmış gözükmektedir.

1950-2012 dönemi için yıllık ve 2013 için ilk sekiz aylık ödemeler dengesi verilerine göre NHN ve cari hesap dengesi arasındaki ilişki, Şekil 3’teki gibidir:

NHN_Sekil-3_Aykut-Kibritcioglu

Nominal yıllık dolar cinsinden veriler itibariyle NHN tutarlarındaki dalgalanmaların cari hesap dengesindeki dalgalanmalar ve özellikle de 2000’li yıllardaki hızla artan cari açıklar karşısındaki seyri, üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken asıl mesele gibi gözükmektedir. Söz konusu iki değişkenin Şekil 4’teki gibi reelleştirilmesi de, 2000-2001 krizinden sonra giderek artan cari hesap açıklarının ciddiyetini daha da pekiştirir niteliktedir:

NHN_Sekil-4_Aykut-Kibritcioglu

Yukarıda nominal ve reel terimler cinsinden yaptığımız değerlendirmelere ek olarak, NHN değerlerinin Türkiye’de bugüne kadarki gelişimi açısından bazı oransal ilişkilere bakmak da yararlı olabilir. Bu amaçla, Şekil 5’te, 1950-2013 dönemindeki yıllık NHN ve cari hesap dengesi değerlerinin gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranları gösterilmiştir:

NHN_Sekil-5_Aykut-Kibritcioglu

Ödemeler dengesinin iki ana (otonom) hesap grubundan biri cari hesap dengesi, diğeri ise sermaye ve finans hesabı dengesidir. Bunlardaki bir genel (net) açık veya fazla, kendini ilgili ülkenin merkez bankasının resmî rezervlerinde değişmeler biçiminde gösterir. Ancak, yine de, ödemeler dengesinin çift taraflı muhasebeleştirme sistemine göre ortada bir genel açık veya fazla varsa, bunlar da ödemeler dengesinin dördüncü hesap grubuna, yani NHN hesabına yansır. Bir bakıma, NHN hesabı, cari hesap veya sermaye-finans hesapları gibi “otonom” uluslararası işlem kalemlerinden oluşmadıkları için, sonuçta istatistikî açıdan denkleştirici bir rol oynar, çünkü söz konusu dört hesap gurubunun herhangi bir veri dönemdeki (ay, üç ay veya yıl gibi) toplamı mutlaka “sıfır” olmak zorundadır. Türkiye’de özellikle 2000’li yıllarda büyük cari hesap açıkları verilmekte olduğu yukarıdaki şekillerden de ortaya açık biçimde çıkmaktadır ve bu yüksek/artan cari açıkların sürdürülebilirliği zaten ekonomi medyasında ve iktisatçılar arasında uzun yıllardır yoğun biçimde tartışılmaktadır. Bu bakımdan, bu noktada, Şekil 6a ve 6b’de olduğu gibi, yüksek cari açıkların giderilmesinde NHN hesabında yer alan net döviz girişi veya çıkışlarının rolünü görebilmek amacıyla, 1950-2013 dönemi için sırasıyla NHN ― cari denge farkı ve NHN / cari denge oranı bakılması yararlı olabilir.

NHN_Sekil-6a_Aykut-Kibritcioglu

NHN_Sekil-6b_Aykut-Kibritcioglu

Bu iki şekildeki fark veya nispi ilişkiler, genişçe bir zaman dilimi itibariyle yıllık veriler dikkate alındığında, NHN büyüklüklerinin aslında cari hesap açıklarının “kapanmasında” pek ciddi ve sistematik bir rol oynamadığını net bir biçimde göstermektedir.

Gerek dönemlik “mutlak”, gerek “nispi”, gerkekse “kümülatif” değerler itibariyle ele alındığında Türkiye’de ödemeler dengesi açısından asıl dikkat çekici olan gelişme son yıllardaki yüksek/yükselen cari hesap açıkları ve onun “riskli” finansman biçimidir. Cari hesap açıklarının finansmanında, 1989 yılındaki Türk lirasının konvertibilitesine ilişkin düzenlemeden bu yana, kısa vadeli net uluslararası sermaye (“sıcak para”) girişleri belirli dönemlerde büyük önem taşır hale gelmekte ve bu durum, Türkiye ekonomisinin krizlere olan kırılganlığını artırmaktadır. Bu konuya, daha önceki başka üç günlük yazımda da (bir, iki, üç) değinmiştim. Gerçekten de, kümülatif terimler cinsinden dikkate alındığında, cari açıkların telafisinde NHN ve “sıcak para” girişlerinin göreli rolü hakkındaki büyük fark fazlasıyla dikkat çekicidir (Şekil 7):

NHN_Sekil-7_Aykut-Kibritcioglu

Şekil 7’deki nominal değerlerin reelleştirilmiş seyirleri, merak edenler olabileceği ihtimaline karşı Şekil 8’de gösterilmiştir:

NHN_Sekil-8_Aykut-Kibritcioglu

TCMB’nin “Türkiye’ye ‘Sıcak Para’ Girişleri (1989-2013) ve ‘Gezi Parkı Olayları’” başlıklı günlük yazımda sözünü ettiğim “sıcak para” tanımlarından ikincisi, kısa vadeli sermaye hareketleri ile birlikte NHN değerlerini de dikkate almaktadır. Şekil 9, Türkiye’de cari açıkların son 12 aylık toplamlar itibariyle bu geniş anlamdaki “sıcak para” girişleri itibariyle finanse edilemeyen kısmını göstermektedir:

NHN_Sekil-9_Aykut-Kibritcioglu

Şekil 9’daki kırmızı eğrinin aşırı yükseliş gösterdiği dönemler; Aralık 1993 – Nisan 1994 ve Kasım 2000 – Şubat 2001 dönemlerinde yaşanan finansal krizler de hatırlandığında, cari açıklardaki artışların “net kısa vadeli sermaye” ve NHN girişleri (= geniş anlamda “sıcak para” girişleri) ile finanse edilemeyen bölümündeki büyük artışlara işaret ediyor olması bakımından oldukça dikkat çekicidir. 2000-2001 krizinden sonra özellikle 2005 yılına dek sıkı biçimde uygulanmış olan makroekonomik önlemler ve yapısal reformlar sayesinde, 2008-2010 yıllarındaki büyük küresel finans krizinden kaynaklanan sert GSYH düşüşünü bir kenara bırakacak olursak, ki o dönemde aslında küresel krizin Türkiye’de yol açtığı hasıla kayıpları nedeniyle zaten cari açığın kendisi Şekil 5 ve Şekil 6a’da da görüldüğü gibi ciddi bir daralma göstermiştir, belki yurtiçindeki olumsuz/başarısız politikalardan dolayı yeni bir iç kaynaklı krize (henüz) sebep olmamıştır. Ama bu yüksek kırılganlığa rağmen “yüksek cari açık – sıcak para girişleri” ikilisinin daha fazla sürdürül(ebil)mesi hem mümkün hem de gerekli de değildir.

NHN_Sekil-10_Aykut-Kibritcioglu

GSYH’nın bir yaklaşık göstergesi olarak dikkate alınan imalat sanayii çıktısının değerine oranla (i) cari hesap dengesinin, (ii) NHN dengesinin ve (iii) net sıcak para girişlerinin son 12’şer aylık toplamlar itibariyle Şekil 10’da gösterien gelişimi, dikkatlerimizin, NHN tutarlarındaki belirli bir veya birkaç aydaki istikrarsızlıklar veya yüksek değerler nedeniyle yüksek/artan cari açıkların sürdürülebilirliği ve ve OECD’nin son Türkiye raporunda da sözü edilen (s. 57-59 ve Şekil 1.6) “kötü” finansmanı meselesinden uzaklaşmaması gerektiğini göstermektedir.

Mevcut küresel finansal tedirginlik/belirsizlik ortamında ve 2014-2015 yıllarında Türkiye’de yapılacak seçimler ve muhtemel anayasa referandumu öncesinde, 6 Temmuz 2013’te yürürlüğe koyulan “Onuncu Kalkınma Planı (2014-2018)”nın ve 8 Ekim 2013’te yayınlanan “Orta Vadeli Program (2014-2016)” ile “Orta Vadeli Mali Plan (2014-2016)”ın Türkye’deki cari açıkların azaltılması problemi ve 2023 için tasarlanan genel ekonomi ve ihracat hedeflerinin ulaşılabilirlikleri açısından ne derece doğru teşhislerden yola çıkılarak ne derece yerinde iktisat politikası önlem ve araçları kullanılmasını gündeme getirdiğini başka bir incelemenin konusu yapmayı düşünüyorum.

 

İlk Yayınlanma Tarihi: 2013.10.11, 15:27 (Paris)
Son Güncelleme Tarihi: 2013.10.11, 15:27 (Paris)

Print Friendly

One thought on “Türkiye’deki Güncel “Net Hata ve Noksan” Tartışmaları Ortamında Yüksek Cari Açıkların Unutulmaması Gereken Önemi, 1950-2013

  1. Pingback: Aykut Kibritçioğlu'nun Kişisel "Okuma Listeleri" | Türkiye’deki “Net Hata ve Noksan” Tartışmaları: Yeni Şişede Eski Şarap?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *