“enerji & ekoloji”

Bu kategoride; enerji iktisadı, enerji güvenliği, enerji politikaları, çevre iktisadı, ekolojik iktisat, küresel ısınma ve iklim değişikliği konulu haber, konferans, yayın, yorum ve duyurular yayınlanmaktadır.

Bu kategori, daha önce http://economics-of-energy.blogspot.com adresinde yayınladığım günlüğün yeniden düzenlenmiş hali niteliğindedir.

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Doktora Programı öğrencilerinden ve Abant İzzet Baysal Üniversitesi İİBF İktisat Bölümü Ar. Gör. Işıl Şirin Selçuk, yüksek lisans öğrencisiyken benim danışmanlığımda bir tez yazmıştı ve o tezi 3.8.2009 tarihinde Dr. Hasan Şahin ve Dr. Ramazan Sarı‘nın da üyesi oldukları tez jürisi tarafından başarılı bulunmuştu. Işıl’ın tezi, geçtiğimiz haftalarda Ankara Barosu Yayınları tarafından basıldı:

Selçuk, Işıl Şirin (2010): Küresel Isınma, Türkiye’nin Enerji Güvenliği ve Geleceğe Yönelik Enerji Politikaları. Ankara: Ankara Barosu Yayınları.

Işıl’ın Türkiye’deki ekonomi-enerji-çevre politikaları ile ilgili tezinin yayınlanmış haline, yukarıdaki kapak resmine veya kitap ismine tıklayarak pdf formatında ulaşabilirsiniz.

Heinrich Böll Stiftung Derneği İstanbul, Ramallah ve Beyrut Ofisleri 3-8 Temmuz 2010 tarihinde Heybeliada’da “İklim Değişikliği, Akıllı Enerji Politikaları ve Nükleer Enerji” başlıklı bölgesel bir yaz okulu düzenliyor. İklim, enerji ve çevre alanlarında çalışan sivil toplum kuruluşlarının aktif üyeleri ve çalışanları, aktivistler, sivil toplumla beraber çalışan genç araştırmacılar, doktora ve master öğrencileri yaz okuluna başvurabilirler. Yaz okulu kapsamındaki tüm etkinlikler İngilizce dilinde olacakmış ve çeviri hizmeti verilmeyecekmiş. Katılımcıların yol ve konaklama masrafları ise Dernek tarafından karşılanacakmış.

Başvurular 16 Nisan 2010 tarihine kadar nogan@boell-tr.org (Proje Koordinatörü: Nükhet Oğan) adresine elektronik posta ile ya da Heinrich Böll Stiftung Derneği, İnönü Cad. Hacı Hanım Sok. 10/12+4 Gümüşsuyu, İstanbul adresine posta yolu ile yapılabilirmiş.

Başvuru koşullarını, konsept metnini ve başvuru formunu şu adreste bulabilirsiniz: http://www.boell-tr.org/web/101-924.html.

AÜSBF’de 4 İktisat sınıfı öğrencilerinden A. Volkan Yücesoy ve diğer bölüm ve sınıflardan bir grup arkadaşının öncülüğüyle, benim danışmanlığımda, yeni bir öğrenci topluluğu kuruldu: Enerji ve Çevre Topluluğu.

Topluluğun ilk etkinliklerini ve açılacak web sayfasını yakında burada duyuracağım. Bu yeni öğrenci topluluğunun, en az, geçmişte AÜSBF’de benim danışmanlığımda etkinliklerde bulunmuş olan Verimlilik ve Kalite Topluluğu‘nun 1995-1998 yıllarındaki etkinlikleri kadar etkili, yararlı, yoğun ve başarılı olacağını ümit ediyorum.

Topluluğun email grubu: enerjivecevre

The Story of Stuff Project

————————————–

————————————–

————————————–

______________________________________________________

Not: Bu siteden/projeden beni haberdar eden Dr. Erol Sayın‘a teşekkürler.

Ankara’da 6 Şubat 2010 Cumartesi günü saat 13:30 – 15:30 arasında ODTÜ Mezunları Derneği‘nin 100 Yıl Vişnelik Tesisleri‘nde Enerji Komisyonu tarafından “iklim değişikliği” konusunda bir panel düzenleniyor:

Konu:

Konuklar:

  • Mithat RENDE (TC Dışişleri Bakanlığı, Büyükelçi)
  • Budak DİLLİ (ETKB Enerji İşleri Emekli Genel Müdürü)
  • Atilla URAS (BM Ortak Program Yöneticisi)

Yönetici:

  • Gülben GÜLCAN PEHLİVANZADE (ODTÜ MD Enerji Komisyonu Üyesi)

Günlüğümün enerji-çevre bölmünü epeydir ihmal ettim. Fakat belki de şu iki yeni ve ilginç bağlantıyı buraya not düşerek belki de o bölümü önümüzdeki günlerde yeniden canlandırmaya başlayabilirim:

  1. Books on “Energy Economics”: http://www.economicsnetwork.ac.uk/books/EnergyEconomics.htm
  2. Blog on “Triple Crises” in Finance, Development, and Environment: http://triplecrisis.com

Sâdık Hidâyet, Kör Baykuş adlı ünlü romanınında (Farsça’dan çeviren: Behçet Necatigil, Yapı Kredi Yayınları, 2009, 5. baskı, s. 39) şöyle yazmış 1936′da:

“Ben hep, dünyada susmaktan daha iyi bir şey yoktur, Butimar* gibi olan insan daha iyi insandır diye düşünürdüm.”

* Butimar bir kuştur, deniz kıyısına çöker, denizin bir gün kuruyacağını düşünür, bu tasa yüzünden de su içmez hiç.

Butimar“, Franz Kafka‘nın Temmuz 1913′te günlüğüne yazdığı şu sözünü anımsattı bana:

“Gespräche nehmen allem, was ich denke, die Wichtigkeit, den Ernst, die Wahrheit.”

Hüzünlü ve sessiz bir incelik ve derin bir duyarlılık var “Butimar”da. Saflık veya budalalık değil, sonu ölüme varan büyük bir “özveri”! Kafka’nın düşüncesine (endişesine?) ise, 1985′te olduğu gibi bugün de katılıyorum…

  
WEF‘nin “2010 Küresel Risk Raporu” yayınlandı.
  
Önceki yılların raporlarına ise şu sayfadan ulaşılabilir:
[2006, 2007, 2008 ve 2009]

İzmir Ekonomi Üniversitesi İİBF 19-20 Şubat 2010 tarihlerinde lisans ve lisansüstü öğrencilerine yönelik olarak “1. Enerji Meseleleri Çalıştayı“nı düzenliyormuş.

Çalıştay ve katılma koşulları hakkında bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz.

PANEL
Düzenleyen: Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi
Konu: Türkiye’nin Güncel Enerji Sorunları
Gün ve Saat: 24 Mart 2009, Salı, 14:00
Yer: Milli Kütüphane Konferans Salonu, Bahçelievler, Ankara
Ek Bilgi: http://www.dektmk.org.tr veya http://enerji.mmo.org.tr

KONFERANS
Düzenleyen: ODTÜ Mezunları Derneği Enerji Komisyonu
Konu: Elektrik Sektöründe Piyasa Tasarımı ve Rekabet Sorunları
Konuşmacı: Doç. Dr. İzak Atiyas
Gün ve Saat: 4 Nisan 2009, Cumartesi, 13.30
Yer: ODTÜ Mezunları Derneği, Vişnelik Salonu
Ek Bilgi: http://www.odtumd.org.tr
Konferans Sunuş Dosyası (konferanstan sonra): http://www.odtumd.org.tr/etkinlikArsivi.aspx

Lemonick, M. D. (2009): “Top 10 Myths about Sustainability“, Scientific American, Special Editions – March 9, 2009. [printer friendly version]

Yazar makalesinde şu “efsaneler”i tartışıyor, sorguluyor:

Myth 1: Nobody knows what sustainability really means.
Myth 2: Sustainability is all about the environment.
Myth 3: “Sustainable” is a synonym for “green.”
Myth 4: It’s all about recycling.
Myth 5: Sustainability is too expensive.
Myth 6: Sustainability means lowering our standard of living.
Myth 7: Consumer choices and grassroots activism, not government intervention, offer the fastest, most efficient routes to sustainability.
Myth 8: New technology is always the answer.
Myth 9: Sustainability is ultimately a population problem.
Myth 10: Once you understand the concept, living sustainably is a breeze to figure out.

Eğer Lemonick’in bu konulardaki görüşlerini merak ediyorsanız, “sürdürülebilirlik” konusundaki yazısının tamamını okumanızı tavsiye ederim.

Aynı dergide düzenli olarak çıkmakta olan Jeffrey D. Sachs‘ın genelde benzer konulu yazılarını okumak için ise, buraya tıklayabilirsiniz…

Küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda ortak uluslararası mücadeleyi sağlamaya yönelik bir uygulama olan Kyoto Protokolü, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi içinde 1997 yılında Japonya’nın Kyoto kentinde imzalanmış ve böylece, protokole katılan ülkeler, karbondioksit ve sera etkisine neden olan diğer gazların salımının azaltılması için çalışma yapılması konusunda görüş birliğine varmıştı. Protokol, 184 katılımcı ülkenin atmosfere saldıkları karbon miktarını 1990 yılındaki düzeylere düşürmelerini öngörüyor.

Türkiye’nin Kyoto Protokolü’ne katılmasına dair 5836 sayılı kanun, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayının ardından, 17 Şubat 2009 tarih ve 27144 sayılı Resmi Gazete‘de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Bundan sonraki aşamada; Dışişleri Bakanlığı’nın, katılım belgesini New York’taki BM Genel Sekreterliğine ilettiği günü izleyen 90. günün ardından, Türkiye’nin Kyoto Protokolü’ne katılımının uluslararası alanda da resmen yürürlüğe girmesi bekleniyor.

İlgili Kaynak ve Yararlı Bağlantılar:

Bahar 2009 yarıylı uzmanlık alan dersim kapsamında; benim danışmanlığımda yüksek lisans veya doktora tezi yazmakta olan öğrencilerimle, 19.2.2009 Perşembe günü saat 15:00 – 16:30 arası Küçük Amfi’de toplanıp, EPDK‘da “Nükleer Güç Santralinin Maliyetlerini Etkileyen Riskler ve Düzenleyici Kurumun İzleyeceği Politikalar” konusunda uzmanlık tezi yazmış olan, eski öğrencim S. Murat Şirin’in tezi hakkındaki sunuşunu dinleyeceğiz. Sunuşa; benim danışmanlığımda tez yazan yüksek lisans ve doktora öğrencilerim katılacaklar; yani sunuş dışarıya açık değil.

Tezin Özeti:

Enerjinin, düşük maliyetle ve istikrarlı bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması zorunluluğu, ülkeleri, giderek çözülmesi zor sorunlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu sorunların çözümü için giderek daha fazla ülke, enerji sektöründe serbest ve rekabetçi piyasa yapıları oluşturmaya başlamakta ve elektrik sektörü de bu süreçten etkilenmektedir.

Daha önceden devlet kontrolünde olan elektrik sektörünün serbestleştirilmesi ve rekabetçi piyasa yapısına geçilmesi ile kaynakların etkin ve verimli kullanılması ve tüketicilere daha ucuza elektrik arz edilmesi hedeflenmektedir. Ancak, serbest piyasa koşulları bünyesinde çeşitli riskleri de barındırmaktadır ve serbest elektrik piyasasına ilişkin uygulamalar, yatırımcıların, daha düşük sermaye maliyeti, daha kısa inşaat süresi olan ve piyasa koşullarındaki değişmelere daha kolay uyum sağlayabilen yatırımları tercih ederek bu risklerin etkisini azaltmaya çalıştıklarını göstermektedir.

Nükleer enerji, yüksek sermaye maliyeti, uzun inşaat süresi ve diğer güç kaynaklarından farklı düzenlemelere tabi olması nedeniyle serbest ve rekabetçi elektrik piyasalarında daha dezavantajlı durumdadır. Ancak son dönemde küresel ısınma ve sürdürülebilir kalkınma bağlamında değerlendirildiğinde, nükleer enerji, karşılaşılan sorunların etkisini azaltabilecek kanıtlanmış bir teknoloji olarak enerji politikalarında tekrar gündeme gelmeye başlamıştır. ABD, Birleşik Krallık gibi gelişmiş ülkeler nükleer enerjiyi gündemlerinde yeniden ilk sıralara alırlarken, gelişmekte olan Çin, Hindistan ve Rusya gibi ülkeler önemli nükleer santral yatırımları yapmaya devam etmektedirler.

Son dönemde, arz sıkıntıları gündeme gelen ve enerjide dışa bağımlılığı giderek artan Türkiye, enerji politikalarında uzun süredir yer verdiği ancak çeşitli nedenlerle hayata geçiremediği nükleer enerjiye ilişkin 5710 sayılı “Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satılmasına İlişkin Kanun”u çıkartarak yeni bir başlangıç yapmıştır. Ancak, çeşitli teşviklerle kurulmaya çalışılan nükleer güç santralinin 2001 yılından itibaren uygulanmaya başlanılan serbest ve rekabetçi piyasa yapısını etkilemesi muhtemeldir.

Bu çerçevede, bu çalışmada; serbest ve rekabetçi elektrik piyasalarında nükleer güç santrallerinin ekonomisini etkileyen riskler incelenerek, nükleer güç santrallerini ilk kullanan ve serbest elektrik piyasasına da ilk geçen ülkelerden biri olan Birleşik Krallığın bu konuda deneyimi de göz önünde tutularak, Türkiye’de kurulması planlanan nükleer güç santralinin ekonomisini etkileyen risklerin azaltılmasında elektrik piyasasını düzenleyici kurumun izleyebileceği yöntemler tartışılacaktır.

Tez İçin Anahtar Kelimeler: nükleer enerji, nükleer güç santrali, serbest ve rekabetçi elektrik piyasası, risk, nükleer enerji ekonomisi

   

Donella Meadows ve ortak yazarlarının Club of Rome (Roma Klubü) için hazırladıkları 1972 tarihli “Limits to Growth” başlıklı ünlü raporları* 1978′de Türkçe‘ye çevirilmişti. Söz konusu rapor daha sonra 1992 ve 2004‘te (aynı ekip tarafından) iki kez güncelleştirildi. “Büyümenin fizikî sınırları” tartışmasının Türkçe bir değerlendirmesine Yahya S. Tezel‘in (2003: Bölüm 2.8, 2.9 ve 2.10) İktisadi Büyüme adlı kitabında, özgün modelin İngilizce bir özetine ise Harris’ın (2006: 19-23) Environmental and Natural Resource Economics: A Contemporary Approach adlı kitabında ulaşmak mümkün.

“Kalkınmanın sürdürülebilirliği” (bak. Eskici, 2007) ve standart ekonomik akım şemasının ekolojik** bakımdan “revizyonu” açısından çok önemli rolü olan bu tartışmanın önemini günümüzde de koruduğu çok açık bir gerçek. Ekolojik sistemi neredeyse tümüyle ihmal eden yerleşik iktisat anlayışı, geç de olsa ders kitaplarından olabildiğince yakın bir gelecekte kaybolur, diye ümit ediyorum. Çünkü “ekolojik sistem”, standart iktisat ders kitaplarında ima edildiği gibi ”ekonomik sistem” için önemsiz değildir; tam tersine, ekonomik sistem genişçe bir ekolojik sistemin bir “alt bileşeni” veya “parçası”dır:

Konuyla İlgili Bazı Yararlı Linkler:

Notlar:

* 1972 tarihli raporla ilgili bir kitap değerlendirmesi için (van der Werff, 1998) buraya tıklayınız.

** Standart neoklasik iktisat, bilindiği üzere, “çevre” (environment) meselelerini dikkate almaz. Neoklasik/mikroekonomik analiz yöntemleri üzerine kurulu geleneksel çevre iktisadı (environmental economics) ise, kanımca “ekolojik sistemi” dikkate almak açısından (yararlı fakat) yetersizdir. Ekolojik iktisat” (ecological economics) ise; “canlı organizmaların çeşitliliği, bolluğu ve coğrafi dağılımı ile, bunları etkileyen fizikî, kimyasal ve biyolojik özellik ve karşılıklı etkileşimleri” konu alan ekoloji disiplininden (bak. Begon, Townsend ve Harper, 2006) de yararlandığı için büyümenin/kalkınmanın sürdürülebilirliği, enerji güvenliği ve ekolojik sorunlar (küresel ısınma, iklim değişikliği, …) gibi güncel meselelerin (makroekonomik) analizi açısından iktisatçılara bence oldukça yararlı ve gelecek vaad eden bir (“standart olmayan”) analiz aleti kutusu sunmaktadır.

Oil Speculators: Bad or Good
by Robert P. Murphy
*

Abstract: In this article, I make three main points. First, the theory of speculators driving oil prices does not fit the empirical evidence. Second, speculation—even by large institutional investors—plays a beneficial role in the oil markets. Finally, even if it were true that speculators were driving up prices, and even if this were a bad thing, it still would not follow that a federal government crackdown would make things better. Once again, it seems that the government has proposed a solution to an imaginary problem—a solution that won’t work as advertised. The situation is roughly analogous to the head of FEMA performing a rain dance after Hurricane Katrina, on the theory that extra precipitation would help displaced residents move back into their flooded neighborhoods.

HTML: The Library of Economics and Liberty, http://www.econlib.org/library/Columns/y2008/Murphyspeculators.html

Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi tarafından her üç yılda bir düzenlenen enerji kongrelerinin 11.’si, 21-24 Ekim 2009 tarihlerinde İzmir’de, TMMOB Makina Mühendisleri Odası Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde yapılacak.


(1) Hawksworth, J. C. (2006): The World in 2050: Impact of global growth on carbon emissions, PWC, September.

(2) Hawksworth, J. C. (2008): The World in 2050: Can rapid global growth be reconciled with moving to a low-carbon economy? PWC, July.

Dünya Enerji Konseyi Türk Milli Komitesi
Enerji ve İklim Değişikliği Paneli
Gün ve Saat: 11.7.2008, 14:00
Yer: TMMOB MMO Toplantı Salonu, Meşrutiyet Cad. No. 19, Kızılay, Ankara
Katılım: Sınırlı sayıda ve ücretsizdir. Telefonla kayıt olmak gereklidir.


Dünya ham petrol fiyatlarında süren artışlar hakkındaki güncel haber için buraya tıklayınız.,

Energy Policy Analysis and Modelling
by Mohan Munasinghe & Peter Meier


Publisher: Cambridge University Press
Series: Cambridge Energy and Environment Series
Paperback: ISBN-13: 9780521063937 (also available in Hardback)
Published: June 2008

Energy plays a vital role in economic and social development. The analysis of energy issues and policy options is therefore a vital area of study. This book presents a hierarchical modelling scheme intended to support energy planning and policy analysis in developing countries. The authors introduce the concept of ‘Integrated National energy Planning’ (INEP), and examine the spreadsheet models, optimization models, and linear planning models which energy planners use. Environmental considerations are also introduced into the analysis. Techniques are then applied to two important energy subsectors, electricity and fuelwood, before problems of integration and policy implementation are discussed. Throughout the book, the authors examine actual practice in developing countries. Illustrative case material is drawn from Egypt, West Africa, Sudan, Pakistan, Colombia, India, Sri Lanka and Morocco. This book will be of interest to students and practitioners of energy planning, and to those concerned with the wider development implications of energy policy.

• Study of the models used by planners in energy analysis, with special reference to developing countries; this is a vital part of development planning
• Throughout the book case studies are drawn from all over the world to illustrate the models; countries included are India, Pakistan, Morocco, Sudan, Egypt, Sri Lanka
• Munasinghe is an extremely well-known figure in the field; he is chief of Environmental Policy Research at the World Bank

Contents
Part I. Conceptual Framework: 1. Introductory ideas; 2. Integrated national energy planning; 3. The role of modelling in energy policy analysis; Part II. Basic Techniques: 4. Energy balances; 5. Demand projection; 6. Optimisation models; 7. Energy-environmental interactions; Part III. Subsectoral Analysis: 8. The electricity subsector; 9. The fuelwood subsector; Part IV. Sectoral Integration: 10. Pricing; 11. Energy-economic linkages; 12. Energy sector models; Part V. Implementation: 13. Institutional arrangements; 14. Implementing the analytical process; 15. Case study: Sri Lanka; 16. Case study: Morocco; Bibliography.

View Table of Contents as PDF
View PDF Sample Chapter
Printer friendly version
Email a colleague
More information

1o. Uluslararası IAEE Avrupa Konferansı, Uluslararası Enerji İktisadı Derneği (IAEE) ve Avusturya Enerji İktisadı Derneği (AAEE) tarafından 7-10 Eylül 2009 tarihleri arasında Viyana’da gerçekleştirilecek:

Energy, Policies and Technologies for Sustainable Economies.

İlk Porgram Duyurusu ve Bildiri Çağrısı: http://eeg.tuwien.ac.at/download/IAEE_2009_CfP

31. Uluslararası IAEE Konferansı, Uluslararası Enerji Ekonomisi Derneği (IAEE) ve Türkiye Enerji Ekonomisi Derneği (EED) tarafından 18-20 Haziran 2008 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilecek:
Bridging Energy Supply and Demand: Logistics, Competition and Environment.

Heal, G. (2008): Climate Economics: A Meta-Review and Some Suggestions. NBER Working Paper No. 13927.

Abstract: What have we learned from the outpouring of literature as a result of the Stern Review of the Economics of Climate Change? A lot. We have explored the model space and the parameter space much more thoroughly, though there are still unexplored regions. While there are aspects of the Stern Review’s analysis with which we can disagree, it seems fair to say that it has catalyzed a fundamental rethinking of the economic case for action on climate change. We are now in a position to give some conditions that are sufficient to provide a case for strong action on climate change, but need more work before we have a fully satisfactory account of the relevant economics. In particular we need to understand better how climate change affects natural capital – the natural environment and the ecosystems comprising it – and how these affect human welfare.
















Bilim ve Ütopya Dergisi‘nin Nisan 2008 sayısının (Sayı 166, Yıl 14) kapak konusu “Yenilenebilir Enerji Bağlamında Türkiye’nin Enerji Politikaları“. Dergideki 30 sayfalık bu özel bölümde çıkan altı makale şunlar:











“Hidrojen”in enerji ve küresel ısınma sorunları açısından ciddi bir çıkış yolu yarattığına inanan 1970′lerin hidrojen romantikleri bir yana (örn. T. Nejat Veziroğlu), “hidrojen geçmişte geleceğin enerjisiydi/yakıtıydı, bugün geleceğin enerjisi/yakıtı, gelecekte de geleceğin enerjisi/yakıtı olarak kalacak” diye yorum yapacak kadar kötümser olanların sayısı (örn. Ulf Bossel) hiç de az değil. Hidrojen ekonomisi konusunda Türkçe kaynaklardan bilgi edinmek isteyenler şu yayınlara başvurabilirler:

Bazı kurumsal linkler:

Hidrojen ekonomisi konusundaki bazı önemli İngilizce metinler için ise, şu kaynaklara başvurulabilir:

Goodwin, Neva (2008): “An Overview of Climate Change: What does it mean for our way of life? What is the best future we can hope for?” GDAE Institute at Tufts University, Working Paper No. 08-01, March.

This paper discusses whether climate change will require a significant reduction of consumption among the richer people in the world, and ends with the most optimistic picture the author can conjure up, of the world in the year 2075. That hopeful picture is of a world in which inequalities – among and within nations – have been substantially reduced. The challenges and adjustments confronting humanity in the coming decades provide an opportunity that could be used to mitigate climate change in ways that can improve the circumstances of the poor. Ecological reasons to reduce throughput of energy and materials in economic systems will require the abandonment of high-consumption life-styles. The 21st century will be an era of many losses, but it is conceivable that societies will successfully make the transition from goals of economic growth, as understood in the 20th century, to goals of maintaining and increasing sustainable well-being.

The working paper is available at:
http://www.ase.tufts.edu/gdae/Pubs/wp/08-01OverviewOfClimateChange.pdf

For more on GDAE’s climate change work and publications go to:
http://www.ase.tufts.edu/gdae/ClimateChange.html

Brother, Can You Spare Me a Planet? Mainstream Economics and the Environmental Crisis
by
Robert Nadeau (web)

Scientific American Magazine, March 19, 2008

Nadeau’nun Encyclopedia of Earth‘ta yayınlanan ilgili diğer bazı makaleleri için bakınız:

Not: Bu makaleye dikkatimi çeken Dr. N. Emrah Aydınonat‘a teşekkürler.

OECD‘nin Mart 2008′de yayınlanan “Environmental Outlook to 2030” başlıklı çalışmasının “browse it” (ekrandan okunabilen, ama çıktısı alınamayan) İngilizce versiyonuna buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Çalışmanın İngilizce özeti:

The OECD Environmental Outlook to 2030 provides analyses of economic and environmental trends to 2030, and simulations of policy actions to address the key challenges. Without new policies, we risk irreversibly damaging the environment and the natural resource base needed to support economic growth and well-being. The costs of policy inaction are high.

But the Outlook shows that tackling the key environmental problems we face today — including climate change, biodiversity loss, water scarcity and the health impacts of pollution — is both achievable and affordable. It highlights a mix of policies that can address these challenges in a cost-effective way. The focus of this Outlook is expanded from the 2001 edition to reflect developments in both OECD countries and Brazil, Russia, India, Indonesia, China, South Africa (BRIICS), and how they might better co-operate on global and local environmental problem-solving.

ODTÜ Mezunlar Derneği Enerji Komisyonu Tarafından Düzenlenen Panel: Temiz Kömür Teknolojileri

Gün ve Saat: 10 Mart 2008, 19:00-21:00

Konuklar ve Sunumları:

Prof. Dr. Bekir Zühtü UYSAL, Gazi Ün. Temiz Enerji Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü, sunum (pdf)

Dr. İskender GÖKALP, CNRS-ICARE Müdürü, Orleans, Fransa, sunum (pdf)

Mücella ERSOY, Türkiye Kömür İşletmeleri, Baş Mühendis, sunum (pdf)

Orhan BAYBARS, ODTÜ MD Enerji Komisyonu Üyesi

Faber, Malte (2007): How to be an Ecological Economist. University of Heidelberg, Department of Economics, Discussion Papers Series No. 454.

Abstract: To answer the question “How to be an Ecological Economist”, we must start by defining the field of Ecological Economics. Mainstream Economics altogether lacks the concepts required to deal adequately with nature, justice and time. It was the absence of these three concepts in this otherwise great social science that led to the establishment of Ecological Economics. The interest in nature, justice and time is its defining characteristic. The main thesis of this paper is that our field is a fragile institution and that the professional existence of an ecological economist is no less fragile. However, this very fragility also represents freedom, scope for free thinking, conceptualising and research. Nevertheless, to be able to really use and in turn enjoy the full scope of this freedom, an ecological economist needs certain specific characteristics, in particular what is termed in the German philosophical tradition “Urteilskraft” and in English “power of judgement”. A description of these characteristics is developed in this paper, providing an answer to the question “How to be an ecological economist?”

JEL-Classification: A 10; A 12; A13; B 10; Q 00; Q57, O40

Key words: ecological economics; mainstream economics; political economy; nature; justice; time; growth; power of judgement

Download: http://www.awi.uni-heidelberg.de/with2/Discussion%20papers/papers/dp454.pdf

ODTÜ Mezunları DerneğiEnerji Komisyonu“, 25 Şubat 2008 Pazartesi günü saat 19:00 – 21:00 saatleri arasında ODTÜ Mezunları Derneği Vişnelik Tesisleri Konferans Salonu‘nda (Ankara) “Dünya Enerji Görünüm Raporu” konulu bir konferans düzenliyor. Konferansı Uluslararası Enerji Ajansı‘ndan Dr. Fatih Birol verecek.

Konferans hakkinda daha fazla bilgi için FaceBook’un “Events” bölümüne bakılabilir:

“World Energy Outlook by Dr. Fatih Birol”
http://www.facebook.com/event.php?eid=23170026528

Dr. Fatih Birol’un Sunumu (pdf)

DEÜ İİBF İktisat Bölümü tarafından 20-22 Şubat 2008 tarihlerinde İzmir’de İzmir İktisat Kongresi Anısına düzenlenecek 2. Uluslal İktisat Kongresi‘nde bir de “Enerji İktisadı” konulu oturum düzenlenecek. Kongre ve söz konusu oturumda sunulacak diğer bildiriler hakkında bilgi almak için: http://www.iibf.deu.edu.tr/uik/

Tarih: 16.2.2008, Cumartesi, 14:00
Yer: ODTÜ Mezunları Derneği, Vişnelik Tesisleri Konferans Salonu (Ankara)
Ek/Güncel Bilgi: http://www.odtumd.org.tr/
Sunuşlar: Arif Künar & Nevzat Şahin

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) Başkanlığı; nükleer teknoloji ve enerji alanındaki rolü ve yürüttüğü (son) çalışmaların kamuoyuyla paylaşılması amacıyla bir toplantı düzenliyor:

Toplantı Yeri: TAEK Başkanlığı
Toplantı Tarihi: 12 Şubat 2008 (Salı), Saat: 14:00

Toplantı; bilim insanlarımıza, nükleer santral kurmayı ve işletmeyi planlayan yatırımcı kuruluşlara ve basın mensuplarına açık.

İlgili Bağlantılar:


Elektrik Mühendisleri Odası ile Cumhuriyet Gazetesi, yeni bir aylık enerji dergisi çıkarıyor. İlk sayısı 29 Ocak 2008 tarihinde okurlarla buluşacak olan enerji dergisi, her ayın son salı günü yayımlanacak.

Dergi hakkında daha fazla bilgi almak için buraya tıklayınız…

Derginin yayınlanan sayıları için ise buraya tıklayınız.


Osman Sevaioğlu

Tuncay Derman

F. Behçet Yücel

Necdet Pamir

Gürkan Kumbaroğlu

Ergun Tuncer

Enerji Haberleri

Çeşitli Röportajlar

Çeşitli Dergilerdeki Haber ve Köşe Yazıları

(Bu liste sürekli güncelleştirilmektedir ve eksiksiz/mükemmel olma iddiasında değildir.)

Enerji iktisadı konulu güncel ve/veya önemli bazı İngilizce kitapları aşağıda listeledim. Türkçe kitapları da yakında burada listeleyeceğim.

Enerji iktisadı konusuna, “küresel ısınma” bağlamında yaklaşan bazı temel kitap ve raporlar için ise şu listeye bakılabilr:

Son olarak, “doğal kaynaklar ve çevre iktisadı” ile ilgili bazı önemli yayınlara da değinelim:

Amerika Birleşik Devletleri (USA):

Avrupa Birliği (EU):

Birleşik Krallık (UK):

Danimarka (Denmark):

Güney Kıbrıs (Cyprus):

Güney Kore (South Korea):

Türkî Cumhuriyetler (Turkic Republics of Central Asia):

Türkiye (Turkey):
Yunanistan (Greece):
(Bu liste sürekli güncelleştirilmektedir ve eksiksiz olma iddiasında değildir.)


Bu kısa notta, Türkiye’nin enerji politikaları hakkında son yıllarda yayınlanan ulusal ve yabancı kurum raporlarından söz edilecektir. Bu nedenle, notun, özellikle, bu konuda araştırma yapan iktisatçılara ve araştırmacılar yararlı olacağı umut edilmektedir.

Yabancı kurum raporlarının başında Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) raporları gelmektedir. IEA’nın Türkiye’nin enerji politikaları hakkında hazırladığı periyodik raporlara şu bağlantılardan ulaşılabilir: 1997, 2001 ve 2005. Diğer yıllar için, IEA’nın genel raporlarının Türkiye bölümlerine de bakılabilir. Örnek: 2003 ve 2006.

Yerli kurumların (ve bazı yabancı araştırmacıların) Türkiye’nin enerji politikası konulu başlıca raporlarına ise şu bağlantılardan ulaşılabilir:

(Bu liste zaman zaman güncelleştirilmektedir, fakat eksiksiz olma iddiasında değildir.)

Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü, “Enerji Verimliliği Haftası” nedeniyle 10-13 Ocak 2008 tarihleri arasında “Enerji Verimliliği Haftası Konferansı ve Fuarı” düzenledi. Konuyla ilgili ek bilgi edinmek için EMO veya EİEİGM sayfalarına bakılabilir.

Malum, Türkiye’nin enerji arz güvenliğinin sağlanmasında en önemli kaynaklardan birisi “enerji verimliliğinin artırılması” ve bunula ilgili “Enerji Verimliliği Yasası” 22 Şubat 2007′de TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmişti. Sanıyorum, bu yasa, yasayı Meclis’ten “çıkartan” AKP hükümeti bile yeterince farkında olmasa da, Türkiye’nin enerji arz güvenliğinin sağlanması yönünde son 5-6 yılda atılan en önemli adımlardan birisi. Belki de bu nedenle, “halka” tanıtımı konusunda yeterince önemli ve açıklayıcı etkinlik düzenlenmediği için bu yasa uygulamada (maalesef) yeterince işlerlik ve başarı kazanamayabilir.

İktisat, İşletme ve Finans Dergisi‘nin 12 Ocak 2008′de TEPAV‘da (Ankara) düzenlediği “Küresel Isınma ve İklim Krizi” konulu toplantıya gitme şansım olmamıştı. Ama o toplantıda konuşulan, tartışılanları, Dr. Aydınonat kendi internet günlüğünde geniş biçimde özetlemiş. Teşekkürler…

190 ülkenin katılımıyla Endonezya’nın Bali Adası’nda düzenlenen İklim Koruma Konferansı’nda heyetler 2013 yılında yürürlüğe girecek olan yeni iklim anlaşmasının çerçevesini belirlemeye çalıştılar. Konferansın ayrıntıları hakkında bilgi almak için: DW1, DW2, NTVMSNBC, DW2, UNFCCC.

Not: Konferansın ana eksenlerinden birini oluşturan Kyoto Protokolü hakkında şuralardan dolaysız bilgi alınabilir:
Kyoto Protokolü (Türkçe)Kyoto Protocol (english) [ek bilgi] [Protokolün İngilizce Özeti]
Merkezi İstanbul’da bulunan Enerji Ekonomisi Derneği’nin Kyoto Protokolü hakkındaki değerlendirme ve yaklaşımı için ise buraya tıklayabilirsiniz.


Gerek dünyada gerekse Türkiye’de, “enerji güvenliği” kavramı giderek daha çok üzerinde konuşulan bir kavram haline geliyor son yıllarda. İthal enerji kaynaklarına bağımlılığı yüksek olan ülkeler açısından “enerji arz güvenliği“, yani enerji kaynaklarının sürekli, güvenilir, temiz ve çeşitli kaynaklardan / ülkelerden olabildiğince uygun fiyatlarla sağlanması ve yüksek verimlilikle tüketilmesi sorunu büyük önem taşırken; genelde enerji ihracatçısı olan ülkeler açısından, kendi enerji kaynaklarına uluslararası piyasalarda çeşitli ülkelerden kesintisiz ve yeterli talebin var olması ve yeterince yüksek fiyatlardan satılabilmesi anlamında “enerji talep güvenliği” kavramı daha fazla ön plana çıkıyor. Dolayısıyla, ister net enerji ithalatçısı isterse ihracatçısı olsun, bütün ülkelerin enerji politikalarının tasarlanması ve uygulanmasında “enerji güvenliği” konusu gerçekten de kritik bir öneme sahip.

Siyasi iktidarlar çoğu kez yalanlasa da, uygulamada enerji ithalatı, üretimi ve tüketimi ile ilgili kolayca gözlemlenebilen aksaklıkların ve yanlışlıkların da açıkça gösterdiği gibi, Türkiye’nin uzun yıllardır (başarılı ve) somut bir enerji politikası yok. Türkiye’deki çok sayıdaki mühendis, jeolog, uluslararası ilişkilerci ve iktisatçı gibi çeşitli disiplinlerden enerji uzmanlarının bu (ortak) eleştirisinin hafiflemesi veya ortadan kalkması için, Türkiye’nin geleceğe yönelik enerji politikalarının özetle şu noktalar dikkate alınarak (yeniden) tasarlanması gerektiğini düşünüyorum:

  1. Enerji tüketiminde verimliliğin ve tasarrufun artırılması: Bir birim GSYİH üretmek için kullanılan enerji miktarını gösteren “enerji yoğunluğu” göstergesi, Türkiye’de 1970′den bu yana istikrarsız salınımalarla giderek artmıştır (bak. Şekil 1). Hemen her ülke için olduğu gibi Türkiye için de, enerji (arz) güvenliğinin sağlanmasında en öncelikli (ve belki de en “ucuz”) enerji politikası olarak, sanayide enerji kullanımındaki verimliliğin artırılması ve genelde tüketimdeki savurganlığın azaltılması geliyor. Bu arada, popülist korkaklığa/kolaycılığa kaçmadan ve sanki gerçekten de “gelir dağılımı bozukluğundan” kaynaklandığı için göz yumulmalıymış gibi bir hava yaratmadan, Türkiye’deki yaygın “kaçak elektrik kullanımı”nın üzerine gidilmesi gerektiği de ortadadır. Uzmanların tahminlerine göre, Türkiye’de enerji tüketiminde verimliliğinin artırılması yoluyla yıllık enerji tasarrufu potansiyelinin en az yüzde 15-20′yi (= 14 Mtep) bulacağı hesaplanmaktadır. Bu bakımdan, “Enerji Verimliliği Kanunu” adlı bir yasanın 18 Nisan 2007′de TBMM’de kabul edilmiş olması Türkiye’nin geleceği açısından oldukça umut vericidir.
  2. Fosil yakıtlarla ilgili stratejik depolama olanaklarının geliştirilmesi: Mevcut duruma göre, Türkiye’nin ne doğalgazda ne de ham petrolde (mevcut taşıma boruları ve rafineri stoklarından başka!) herhangi bir stratejik depolama kapasitesine sahip olduğu görülmektedir. Bu bakımdan, Türkiye’de enerji ithalatında ülke ve/veya ürün bağımlılığından doğabilecek (2005 ve 2006 kışlarında doğalgaz ithalatında yaşandığı gibi) darlıklara veya aksamalara karşı stratejik depolama olanaklarının mutlaka bir an önce geliştirilmesi gerektiği ortadadır. Buna dest/ek olacak biçimde, enerji kaynaklarının Türkiye üzerinden (güvenli) taşınması olanaklarının geliştirilmesi de yararlı olabilir.
  3. Enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve yenilenilebilir enerji kaynaklarına (YEK) artan bir ağırlık verilmesi: Türkiye için; sera gazı emisyonu, küresel ısınma ve iklim değişikliği olgusunu dikkate/ciddiye alan temiz enerji politikalarının geliştirilmesi gerektiği ve ilgili uluslararası anlaşmalara (örn. Kyoto Protokolü) bir an önce taraf olunması gerektiği açıktır. Bu bağlamda, fosil yakıt ağırlıklı enerji politikalarından olabildiğince çabuk vazgeçilmesi gerektiği ve enerji ithalatındaki ülke ve ürün bağımlılığının elden geldiğince azaltılması gerektiği de ortadadır (bak. Şekil 2). Ülkenin bütün enerji gereksiniminin yakın bir gelecekte sadece hidroelektrik, jeotermal, güneş, hidrojen ve rüzgar enerjileri gibi YEK tarafından karşılanamayacağı kabul edilse bile, YEK’e bugüne kadar olduğundan kesinlikle çok daha fazla önem verilmeli ve çeşitli YEK alternatifleri arasında da kaynak çeşitliliğine gidilmelidir. Bu arada, özellikle kuruluş maliyetlerinin düşüklüğü ve doğalgazın görece temiz bir fosil yakıt kaynağı olması nedeniyle 1990′ların başından bu yana Türkiye’de kurulması yoğun biçimde teşvik ve tercih edilen doğalgazla çalışan termik santrallerin, teknik açıdan mümkünse ve olabildiğince çabuk YEK’le çalışır hale getirilmesi düşünülmelidir (bak. Şekil 3). Aksi takdirde, Türkiye’nin doğalgaz ithalatında Rusya ve İran gibi az sayıdaki ve siyasi açıdan sorunlu ülkelere olan bağımlılığı ciddi ekonomik sorunlar yaratmaya devam edecektir ve dahası, kısa vadede doğalgaz tercihinden kaynaklanan maliyet tasarrufları, en azından aşırı fiyat yüksekliği/yükselişleri ve zaman zaman karşılaşılan yurtdışından temin aksamaları nedeniyle sonuçta net olarak zarara dönüşecektir. Ayrıca, “kendimizi küçümsemeden”, YEK’e yönelik (ulusal) teknoloji geliştirme çabalarımız da güçlendirilmelidir. Bütün bu başlık altında belirtilenler, örneğin İsveç’in 2005 yılında aldığı bir kararla 15 yıl içinde ülke ekonomisini tamamen petrolden bağımsızlaştırma hedefine yöneldiği dikkate alındığında, daha da büyük aciliyet ve önem kazanmaktadır.
  4. Nükleer enerjiden yararlanılması: Türkiye’nin YEK’lerin yanı sıra nükleer enerji olanağından da artık yararlanmaya başlaması gerektiği açıktır. Çünkü, Türkiye’nin (yakın) gelecekte artması beklenen enerji talebinin sadece YEK’lere önem verilerek kapatılabilmesi mümkün değilmiş gibi gözükmektedir. Ancak, bu konuda yine de şu dört noktaya dikkat edilmelidir. (a) Günümüzde, nükleer reaktörlerin kullanımı sırasında doğabilecek kaza risklerinin düşük olduğu uzmanlarca iddia edilmekle birlikte, kanımca yine de bu riskler ülkemiz koşulları dikkate alındığında mutlaka ciddiye alınmalıdır. (b) Nükleer atıkların yaratacağı imha/depolama/kirlilik sorunu görmemezlikten gelinmemeli, tam tersine önemsenmelidir. Kanımca, modern teknolojilerin ortaya çıkan atıkların küçümsenmeyecek bir bölümünü yeniden kullanılabilir hale getirilebiliyor olması da, bence bu sorunu tümüyle ortadan kaldırmamaktadır. (c) Seçim ve kullanım aşamasında teknolojik açıdan “dışa bağımlılık”a dikkat edilmesi gereklidir. Çünkü, sonuçta, nükleer santrallerde kullanılacak teknolojinin ithal edilmesi gerekecektir. (d) Meclis’te şu sıralarda yapılan çalışmalara göre, Türkiye’de nükleer enerji üretiminin, dünyadaki yaygın uygulamanın aksine, özel sektöre bırakılması planlanmaktadır. Ancak, bu tercihin olası olumsuz sonuçları üzerinde maalesef yeterince tartışılmamıştır.

Şekil 1: Türkiye’de Enerji Tüketimi ve Yoğunluğu

Kaynak: ETKB ve TÜİK; kendi hesaplamalarım.

Şekil 2: Türkiye’de Yerli Enerji Üretiminin Toplam Tüketime Oranı

Kaynak: ETKB ve TÜİK; kendi hesaplamalarım.

Şekil 3: Enerji Kaynaklarına Göre Brüt Elektrik Enerjisi Üretimi (%, 2006-III)
Kaynak: TÜİK.

Not: Konuyla ilgili bazı yararlı internet bağlantıları için “Sürdürülebilir Büyüme, Enerji, Çevre İktisadı ve Uluslararası Ticaret” adresine bakılabilir. “Enerji İktisadı ve Küresel Isınma” konulu bir blog için ise, http://economics-of-energy.blogspot.com adresine girmenizi öneririm.