Niye mi? “Helikopter anne-babalar“ın kimler olduğunu, “denizaltı anne-babalar“dan ne farkları olduğunu mu merak ediyorsunuz? O zaman Oral Çalışlar’ın dün Radikal Gazetesi‘nde yayınlanan yazısını (ve ilgili okuyucu yorumlarını) okuyun…
Eğer o yazı (ve yorumlar) ilginizi çekerse, buraya tıklayarak “helikopter/denizaltı anne-babalar” hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz…
Yukarıdaki linklerdekileri okumaya üşenenler için iki kısa tanım ve özet bir karşılaştırma:
Submarine parents usually remain underwater, out of sight. In case of a need for emergency surfacing, submarines can rise so quickly they are propelled partially out of the water. Submarine parents also remain out of sight, yet able to pop up in the case of an emergency. Helicopter parents, however, are over-bearing, obsessive and hovering so that they micro-manage every aspect of their children’s lives. The Wall Street Journal recently reported cases of helicopter parents accompanying their college-graduate children to job interviews. (Kaynak)
Fakat, aslına bakarsanız, Türkiye’de üniversite sistemi açısından “helikopter anne-babalar”dan çok çok daha tehlikeli ve zararlı olanı, her 3-5 yılda bir “öğrenci affı” çıkartan, oy avcılığı heveslisi “helikopter hükümetler“dir! Aynı hipotetik millî eğitim bakanının aynı konuşması içinde peşpeşe sıraladığı şu alıştığımız cümleler uyguladıkları beceriksiz ve fırsatçı “yüksek öğretim” (yoksa “oy avcılığı” mı demeliydim?) politikasının açık bir göstergesi değil midir?
“Aslında ben Bakan olarak öğrenci aflarına karşıyım. Aflar çok zararlıdır. Fakat hükümetimiz öğrencilere son bir şans vermek üzere af çıkartacaktır. Kapsamın ne olacağı, hangi yıldan başlayacağı üzerinde arkadaşlarımız hâlâ çalışmaktadır. Bu af, son af olacaktır!”
Ne yazıktır ki, hiç bir öğrenci affı son af olmamakta, çünkü her af çıkartan “helikopter hükümet” er ya da geç bu ve benzeri popülist uygulamalarının doğal sonucu olarak bir gün “düşmekte” ve yerini “yeni” bir helikopter hükümete bırakmaktadır…
Sahi, AKP hükümeti de bu günlerde yeni bir “öğrenci affı” çıkartmaya hazırlanıyordu, öyle değil mi?